Demir Çelik Endüstrisinde Bir Asit Rejenerasyon Reaktöründe Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi

Bu çalışmada demir çelik sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin Asit Rejenerasyon Prosesi (ARP) tesisinde kazaya yol açabilecek tehlikelerin belirlenmesi ve risklerin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırma yapıldı. Bu amaçla üretim prosesinde veya ekipmanda meydana gelebilecek kazaların saptanması, analiz edilmesi ve ortadan kaldırılmaları için kullanılan ve nitel sonuçlar veren Tehlike ve İşletilebilirlik Analizi (HAZOP) yöntemi kullanıldı. HAZOP ile elde edilen risklerin önceliklendirilmesi amacıyla Risk Değerlendirme Karar Matrisi Yöntemi kullanılmak suretiyle sonuçlar yarı kantitatif hale getirildi. Analiz sonucunda reaktörde seçilen karar noktaları olabilecek 5 düğümde 16 adet sapma tespit edildi. Sapmaya neden olan toplam 16 sapma nedeninin 13 adedinin ekipman arızasından, 3 adedinin katı madde ile ilgili sorunlardan kaynaklandığı gözlendi. Kaza riski oluşturabilecek 30 sonuç belirlendi. Bu sonuçların 9’u ekipman hasarı, 8’i üretimin düşmesi, 6’sı patlama, 6’sı yangın, 1 adedi ise toksik gaz açığa çıkması olarak tespit edildi. Daha gerçekçi sonuçlar elde etmek amacıyla risk derecelendirmesinin mevcut bariyerlerden sonra yapılması nedeniyle katastrofik, çok yüksek veya yüksek risk seviyesinde herhangi bir risk saptanmadı; 36 orta, 14 çok düşük, 3 düşük kaza riski saptandı. Bu risklerden 30’unun varlık, 12’sinin insan 11’inin çevre üzerinde etkili olduğu tespit edilirken, itibar üzerinde etkisi olan bir risk tespit edilmedi.

 

Anahtar kelimeler: Asit rejenerasyon prosesi, risk analizi, HAZOP

 

Meslek Lisesi Mezunu Çalışanların Kazalanma Oranındaki Artışın Tespiti

Türkiye İstatistik Kurumu, İş Gücü ve Yaşam Koşulları Daire Başkanlığı, “İş Kazaları ve İşe Bağlı Meslek Hastalıkları” 2013 Raporu, Meslek Lisesi Mezunu çalışanların, diğer liselerden mezun çalışanlara oranla daha fazla kazalanmaya maruz kaldıklarını göstermiştir[1]. İş Güvenliği’nin “Kültür” olarak çok küçük yaşlardan başlamak üzere evde, sokakta, okulda sindirilmesi prensibini kanunun çıktığı 2012 yılından beri bürokratlar, akademisyenler ve araştırmacılar defalarca dile getirmiştir. “Tehlike-Risk” kavramları ile yaşdaşlarına göre daha erken ve eğitim sırasında tanışan “meslek lisesi” mezunlarının “güvenlik algısı” ve bu algının “kültürel” olarak sindirilememiş olması, problemin varlığını tanımlamaktadır.

Bu çalışma kapsamında, Meslek Lisesi öğrencileri arasında “tehlike ve risk” algı düzeylerini ölçmeyi hedefleyen bir uygulama yapılmıştır. Bu hedefle, İstanbul ili sınırları içinde iki farklı ilçede yer alan meslek liselerindeki kimya bölümü öğrencileri ile çalışılmıştır. Evren, İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liseleri olup, örneklem 200 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Tehlikeli durumların ve mekânsal yeterliliklerin etkisini ölçebilmek bağlamında iki ayrı okul özellikle tercih edilmiştir. Öğrencilere uygulanan anket çalışmasında “güvenlik” algısı tespiti yapılmaya çalışılmış olup, elde edilen veriler bulgular kısmında sunulmuştur. 

Bulgulardan elde edilen veriler, “önleme” kavramının, mekan, yönetim, denetim, eğitim başlıklarında tartışılmış olup, Meslek Lisesi mezunu çalışanların “tehlike-risk” karşısında davranışsal farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu, İş Gücü ve Yaşam Koşulları Daire Başkanlığı, “İş Kazaları ve İşe Bağlı Meslek Hastalıkları” 2013 Raporu, Meslek Lisesi Mezunu çalışanların, diğer liselerden mezun çalışanlara oranla daha fazla kazalanmaya maruz kaldıklarını göstermiştir[1]. İş Güvenliği’nin “Kültür” olarak çok küçük yaşlardan başlamak üzere evde, sokakta, okulda sindirilmesi prensibini kanunun çıktığı 2012 yılından beri bürokratlar, akademisyenler ve araştırmacılar defalarca dile getirmiştir. “Tehlike-Risk” kavramları ile yaşdaşlarına göre daha erken ve eğitim sırasında tanışan “meslek lisesi” mezunlarının “güvenlik algısı” ve bu algının “kültürel” olarak sindirilememiş olması, problemin varlığını tanımlamaktadır.

Bu çalışma kapsamında, Meslek Lisesi öğrencileri arasında “tehlike ve risk” algı düzeylerini ölçmeyi hedefleyen bir uygulama yapılmıştır. Bu hedefle, İstanbul ili sınırları içinde iki farklı ilçede yer alan meslek liselerindeki kimya bölümü öğrencileri ile çalışılmıştır. Evren, İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liseleri olup, örneklem 200 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Tehlikeli durumların ve mekânsal yeterliliklerin etkisini ölçebilmek bağlamında iki ayrı okul özellikle tercih edilmiştir. Öğrencilere uygulanan anket çalışmasında “güvenlik” algısı tespiti yapılmaya çalışılmış olup, elde edilen veriler bulgular kısmında sunulmuştur. 

Bulgulardan elde edilen veriler, “önleme” kavramının, mekan, yönetim, denetim, eğitim başlıklarında tartışılmış olup, Meslek Lisesi mezunu çalışanların “tehlike-risk” karşısında davranışsal farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır.

Yapı İşlerinde İş Kazalarının ve Meslek Hastalıklarının Azaltılmasında Eğitimin Yeri ve Önemi

İş sağlığı ve Güvenliği kanunu ile çalışanların katılımı ve eğitimi hususu ön plana çıkmıştır. Yapı İşleri ise bizim en yoğun çalışan önemli iş sahalarımızdandır. Birçok sınıftan ve değişik eğitim ve öğrenim düzeyine sahip çalışan bulunduran bu çok tehlikeli sektör, iş sağlığı ve güvenliği açısından pek çok riskleri barındırmakta olup, iş kazaları ve etkileri açısından da ön sıralarda gitmektedir. İşte bu bağlamda, eğitimin önemine değinilerek, İş sağlığı ve güvenliği kanunumuz ve ilgili yönetmeliklerini kapsayan mevzuatımız çerçevesinde, yapı işlerinden başlamak üzere eğitim ile ilgili mevzuatımızda yer alan hükümler ve bu hükümlerin uygulamadaki yeri ve eksiklikleri konusuna değinilmiştir. Yapı işlerinde ki eğitim ile ilgili uygulamada karşılaşılan zorluklar ve sorunlar ele alınmış, çözüm konusunda öneriler getirilmiştir. Güvenlik bilinci elde ederek, güvenlik kültürü oluşturabilmek için, yapı işleri gibi önde gelen ve iş kazaları ile meslek hastalıkları açısından problemli bir sektörden başlamanın önemine değinilmiş, kazaların azaltılması yönünden eğitimin yeri, niteliği ve önemi vurgulanmıştır.

Anahtar Kelimeler : Eğitim, İnşaat, Yapı İşleri, İş Sağlığı Ve Güvenliği

Güvenli ve Sürdürülebilir Nanoteknoloji Uygulamaları

Son zamanlarda, nanoteknolojinin gündelik hayatımızda yer alması ile tekstil, kaplama, katalizör, tıp, elektronik, gıda, enerji gibi çeşitli sanayi ve teknoloji sektörlerinde önemli değişiklikler ve gelişmeler kaydedilmiştir. Nanoteknoloji, pek çok malzemenin yapısında son derece küçük ölçekte değişiklikler yapabilmeyi sağlayan bir bilim dalıdır. Ayrıca, mevcut malzemelerin belirli bir amaca yönelik olarak geliştirilebilmesi ve daha hafif, reaktif olmayan ve daha güçlü ve dayanıklı alternatifler üretmek de mümkündür. Araştırma laboratuvarlarının yanı sıra endüstriyel ve ticari alanlarda da nanoteknoloji uygulamaları artmaktadır. Nanomalzemeler ile çalışan işçiler ve işverenler bu maddelere solunum, cilt ile temas veya yutulma yoluyla maruz kalabilirler.  Fakat, nanomalzemelerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki riskleri ile ilgili henüz yeterli veri oluşmamıştır. Bunun yanında, bu malzemelerin bazıları, yüksek yüzey alanlarına, çok düşük ateşleme enerjilerine ve sıcaklıklara bağlı olarak iş yerinde patlama ve yangın çıkartabilir. Bu raporun amacı, nanomalzemelerin potansiyel sağlık etkisini ve iş yeri tehlikelerini tanımlamak ve bu materyallerin güvenlik kültürü ve kontrol yöntemlerini geliştirmektir.

 Anahtar kelimeler: Nanoteknoloji, Sağlık ve Güvenlik, Sürdürülebilirlik

VAKA ÇALIŞMASI: OTEL MUTFAĞI ERGONOMİK RİSK DEĞERLENDİRMESİ

Özet

Bu vaka çalışmasında butik bir otelin mutfak bölümünde çalışanların el ile kaldırma ve taşıma pozisyonları NIOSH (Ulusal Mesleki Sağlık ve Güvenlik Enstitüsü) ve Snook yöntemleri kullanılarak ergonomik analiz edilmiştir. Çay ocağında çalışan personelin tutacakları kötü durumda olan damacanları kaldırarak semaveri uygunsuz bir biçimde doldurduğu saptanmıştır. NIOSH yöntemi ile analizi yapılmış ve kaldırma indeksi hem başlangıç hem de varış pozisyonu için sırasıyla 3.7 ve 5.4 olarak hesaplanmıştır. Her iki pozisyon içinde kaldırma indeks değeri 3’den büyük olduğu için iş çok riskli olarak tespit edilmiştir.

Çalışanın gün içinde işlemi tekrarlaması uzun vadede iş ile ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yol açabileceğinden kesinlikle iyileştirme gerektiren bir iş olarak tespit edilmiş ve iyileştirme önerileri sunulmuştur. Mutfakta bulaşık sepeti taşıma işi de Snook tabloları yöntemi ile analiz edilmiş, çalışanın bu yükü taşımasında herhangi bir risk bulunmamış olmasına rağmen iyileştirme olarak sepeti taşıması için el ile itilebilen tekerlekli bir taşıma aracı kullanması önerilmiştir.